Biga Belde ve Köyleri:


Biga 107 köy ve 5 beldeye sahip olarak Çanakkale ilinin en büyük ve en gelişmiş ilçesi durumundadır. Köy ve belde nüfusuyla beraber 2010 sonu açıklanan son verilere göre toplam nüfus 80 bin 982’dir. İlçe köylerinin hepsinde elektrik ve su bağlantısı vardır. Yolu olmayan köy bulunmamaktadır. İlçe köylerinden ilk ve orta öğretim öğrencileri taşımalı sistemle ilçe merkezinde bulunan okullara gelmektedirler. Köylere ulaşım Biga Belediyesi tarafından kocabaş çayı kenarına ayrılan bölgeden hareket eden minibüs ve otobüslerle sağlanmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2010 sonu Nüfus Sayımı sonuçlarına göre Biga’nın ilçe merkez, belde ve köyleriyle birlikte toplam nüfusunun 80 bin 982 olduğu açıklandı.

Biga Beldeleri Nüfusu ( 2010 sonu son açıklanan rakam)

Balıklıçeşme        1.306         646         660

Gümüşçay           2.028        977       1.051 

Karabiga             2.973      1.460      1.513

Kozçeşme           1.014         481         533

Yeniçiftlik           1.422          693         729

 

 

Biga Beldeleri;

 

Karabiga:

İlçemiz Biga’nın kuzeyinde, 20 kilometre uzaklıkta bir belde olup tarih, doğa ve güzellikler kokan şirin bir yerleşim yeridir. Antik Pariapos kentinin yakınına kurulmuştur. Bizans döneminde Katalanların barınağı olmuş ve 1364 yılında Osmanlı Türklerinin hakimiyeti altına girmiştir. Karabiga bugün hala güzelliklerini korumakta ve yazları Biga ve çevresinin akınına uğramaktadır. Karabiga beldesinde her yıl Temmuz ayının ilk Pazar günü “Kabotaj ve Denizcilik Bayramı” kutlanmaktadır.

Gümüşçay:

Biga ilçesinin 8 kilometre Kuzeydoğusunda yer alan bir beldedir. Kasaba Dimo adlı bir kralın eseridir. Ancak kasaba kurulmazdan önce yerinde antik bir şehir olan Didymeteikhos’un Türk dilince söylenerek Dimetoka denildiği sanılmaktadır. Belde ismi Hellen dilinde “ikizhisar” anlamına gelmektedir. Daha sonra ismi Türkleştirilerek Gümüşçay adını almıştır. Gümüşçay adı, hemen yakınından geçen ve geçmişte gümüş kadar temiz ve parlak olan akarsuyundan almıştır.

Kozçeşme:

1884 yılı Sonbahar aylarında, Bulgaristan’ın Şumnu-Razgırat kasabası Karaveller ile diğer komşu köylerin göç hazırlığını tamamlayıp, anavatana göç ederler. Bu göçe öncülük eden Bacak Kadir ve Molla Hasan’dır. Bu iki kişi oradan Balıklıçeşme’ye 2 yıl öncesi gelir. Bu bölgeyi görerek Bulgaristan’daki yakınlarına haber gönderirler. Daha sonra bugünkü yerleşim yerinin olduğu yer, Sarıcaköylü Gemicioğulları’ndan 60 hane olarak yerleşilir. Köy kurulmazdan önce muhacırlar yerleşecekler diye tüm su kaynakları tıkanır. Hisarlı köyünden Çakır Ağa’nın çobanına para verilerek, su yerleri öğrenilir ve köy yeri tespit edilir. Önceden yöreye “ Kozlar, Kozalan” denildiğinden ve çevrede çok ceviz ağacı ve kaynak suyu bulunduğundan yerleşim birimine de Kozçeşme adı verilmiştir.

Balıklıçeşme:

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşından sonra yerleşim yerine ilk gelenler Bulgaristan’ın Tırnova Kasabası Agatva Köyündendir. Köye ilk gelenler, yemyeşil bir ormanın içinde, yerli köy halkı olan Hisarlı köylülerine ait tarlaya ve içi fıkır fıkır kaynayan balıklarla dolu su yalağının hemen yakınındaki çeşme ve balıklarla dolu su yalağını görünce Balıklıçeşme Balıklıçeşme diye bağırırlar. O günden bu güne kadar yerleşim yerinin adı da Balıklıçeşme olarak adlandırılır.

Yeniçiftlik:

Yeniçiftlik halk arasında 93 savaşı diye bilinen 1877-78 Osmanlı- Rus savaşı sırasında Bulgaristan’ın Plevne, Gümürcuna, Ecenona, Şumnu, Halmarsa, Bela, Beloslatına ve Lukuvi ile Yunanistan’ın Selanik kasabası yörelerinden gelip, önce Trakya’da İpsala yöresinde Kocahıdır Köyünü kurarlar. Daha sonra İstanbul’da oturan İsmail Zühtü Bey, İngiliz asıllı James Willyam Vitel’den köyün bugünkü kurulu olan çiftlik arazisini satın alır. Bu kişiden de Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen Molla Fettan, Molla Mehmet, Hacı İbrahim aile reislerinden para toplayıp 218 hisse olarak bugünkü Yeniçiftlik Beldesinin topraklarını alırlar ve yerleşim birimini kurarlar. Köy sınırlarında bulunan Ece gölü kurutularak tarıma büyük girdi sağlanmıştır.

 

Biga köyleri:

Biga,  107 köyü ile Çanakkale ilçelerinde en fazla köy sayısına sahiptir.

Abdiağa Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, yaşadıkları çevrenin baskısına dayanamayarak, Bulgaristan'ın Filibe Kasabası Rahuva Köyü'nden gelen elli hane kadar Pomak göçmen tarafından kurulmuştur. 1891 yılında Abdi Ağa isimli şahıstan köyün şimdiki toprakları olan çiftliği satın alarak 1894 yılında köylerini kurmuşlardır. Kurdukları bu köye de, toprakları satın aldıkları şahsın adı olan “Abdiağa” ismi verilmiştir.

Adliye Köy;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yaşadıkları bölgenin baskısıyla Bulgaristan'ın;
Filibe-Totrakan, Karlova, Plevne, Hasköy, Pazar ve Lofça Kasabaları'nın köylerinden göç eden 50 hane kadar Muhacir göçmen tarafından, 1889 yılında kurulmuştur.

Ağaköy;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılar sonucu, 1880 yılında Bulgaristan'ın Razgart (Hazargat) Kasabası Umur Köyü'nden gelen 50 hane kadar muhacir tarafından kurulmuştur. Daha sonra yine Bulgaristan'ın Razgart (Hazargat) Kasabası ve Şumnu çevresinden göçler ile bugünkü konumuna ulaşmıştır.

Ahmetler Köyü; 1461 yılında, bölgenin Türk egemenliğine girmesinden sonra çevreye gelen ve göçebe olarak yaşayan, Türk-Oğuz boylarından bir grup yörük şimdiki Lâpseki ilçesine bağlı Eçialan Köyü'ne kurulmuşlardır. Çevrenin boş olmasından dolayı bu yörük grubunun lideri 3 oğlunun da ayrı yerleşim birimlerini kurmasını ister. Bu yerleşim biriminin kurulması 3 kardeşten biri olan Ahmet tarafından gerçekleştirilmiştir.

Akkayrak Köyü;  1904 yılında, Balkan Savaşı öncesi, yaşadıkları yerde yapılan baskılar sonucu, Bulgaristan'ın Filibe Kasabası, Tomraç ve Küçükköy'den gelen 10 hane Pomak göçmen, önce kaplıca yolu üzerinde eski köy mevkiindeki su kaynağının yanına yerleşirler. Aynı yöreden göç eden Pomak göçmenlerinin bir kısmı da, İlçemizin İlyasalan Köyü'nü kurarlar. Köy arazisinin "beyaz ve verimsiz topraklarından" dolayı köye de Akkayrak adını vermişlerdir.

Akköprü Köyü;  Kafkasya'nın Dağıstan Bölgesi Aksay ve Mağaçkale Kasabaları çevrelerinden, Üzeyir Bey önderliğinde 1872 yılında çevreye gelen 15 hane Kumuk göçmen, önce asfalt üzerine, sonra da sel nedeniyle de bugünkü yerleşim biriminin olduğu yere yerleşirler. Kocabaş Çayı üzerinde bulunan ve çevre İskender Köprüsü olarak adlandırılan, oysa Osmanlı Padişahlarından I.Murat tarafından yaptırılan, ak renge yakın taştan yapılan köprüden dolayı, köye de Akköprü adı verilmiştir.

Akpınar Köyü;  Bölgenin Türk egemenliğine girmesiyle çevreye gelen Türk-Oğuz Boyu'ndan 3-4 hane Yörük tarafından kurulmuştur. Küçük bir oba iken 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'dan sonra yaşadıkları çevrenin baskısına dayanamayarak, 1891 yılında, Bulgaristan'ın; Filibe Kasabası Dravna ve Foyna Köyleri'nden gelen Pomak göçmen grubunun yerleşmesiyle bugünkü köy konumunu alır. Köyün doğu yönündeki akıntıdan"beyaz akan kaynak suyundan" köye de “Akpınar” adı verilmiştir.

Aksaz Köyü;  Rum köyüdür. Küyon kuruluş tarihi kayıtlarda 1811 olarak belirtilmiştir. Ancak, eski adına rastlanamamaktadır. Kurtuluş Savaşı öncesi, çeşitli esnafı ve fırını bulunan, 400 hanelik bir yerleşim birimidir. Daha sonra Yunanistan'daki Türkler ile Türkiye'de yaşayan Rum'ların değiştirilmesi sonucu, 1925 yılında Yunanistan'ın Selanik, Doyran, Langaza şehirlerinin Klepe, Durgutlu ve diğer köylerinden Muhacır göçmenler bu köye yerleşmiştir. Sonraları Trabzon çevresinden de yerleşimlerle köy bugünkü konumunu almıştır. Yerleşim biriminin kıyısından geçen akarsu boyundaki kuru beyaz renkli sazlardan köyün adına da “Aksaz” adı verilmiştir.

Akyaprak Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı' sonrası, yaşadıkları bölgede baskılar sonucu, 1879 yılında Bulgaristan'ın Razgrat Kasabası, Ayazlar Köyü'nden göç eden muhacir halk tarafından kurulmuştur. Şimdiki yerleşim birimi, o yıllarda akmeşe ve kızılcık ağaçları ile kaplı bir ormanlıktır. Bu ormanlık bölge açılarak, yerleşim biriminin kurulması sağlanmıştır. Çevredeki "ak yapraklı kuru meşe ağaçlarının" çokluğundan dolayı kurulan köye de “Akyaprak” adı verilmiştir.

Ambaroba Köyü;  1894 (Rumi 1256) yılında çevreye olan göç sonucu gelen Türk-Oğuz boylarından 4-5 hanelik bir yörük grubu tarafından kurulmuştur. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yaşadıkları bölgede baskılara dayanamayarak, Bulgaristan'ın; Osmanpazarı, Razgrat, Şumnu ve Eski Cuma Kasabaları'nın köylerinden gelen muhacir halkın yerleşmesiyle bugünkü konumunu almıştır. Köy topraklarının yakınındaki Çakırbeleni Mevkii'nde ambar olduğundan ve yerleşim birimin küçüklüğü nedeniyle köye de “Ambaroba” adı verilmiştir.

Arabaalan Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yaşadıkları bölgede yoğun baskılar sonucu, 1885 (Rumi 1301) yılında Bulgaristan'ın; Filibe Kasabası Lakavitsa (Lakaviçe) Köyü'nden gelen ve Pomak olan, Tahir Ağa ve 7 kardeşi tarafından kurulur. Daha sonra, Bulgaristan'ın; Filibe Kasabası Lakavitsa (Lakavitçe), Kurşunlu ve Eren Köyleri'nden gelen göçler sonucu bugünkü konumunu alır. Köyün batısındaki meydanlığı ormandan kereste götüren arabaların durak yeri olarak kullandıklarından köye de “Arabaalan” adı verilmiştir.

Aşağıdemirci Köyü;  1877 yılında, Kafkasya’nın şimdi Adige Cumhuriyeti içinde kalan, Kuban Havzası çevresinden gelen, 45-50 hane Adige (çerkez) halkı taraından kurulmuştur. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yaşadıkları bölgedeki baskılardan, Bulgaristan'ın; Razgrat, Osmanpazarı, Şumnu, Aydos, Rusçuk, Silistre kasabalarının köylerinden gelen 20 hane muhacir halkın yerleşmesiyle bugünkü konumunu almıştır. Köyün kurulduğu mevkiiye Demirci denildiğinden ve yakınında Yukarı Demirci Köyü bulunması nedeniyle yeni kurulan bu köye de “Aşağıdemirci” adı verilmiştir.

Arabakonağı Köyü;  1879 yılında Bulgaristan'ın Çamuna kasabası çevresinden gelen, 25 hanelik muhacır halkı tarafından kurulmuştur. Önce Dutluk Çiftliği'ne, sonra Balıklıçeşme taraflarına yerleşilmek istenmişse de sivrisinek ve sıtma hastalığından, bugünkü yerleşim biriminin olduğu yer tercih edilir. Köyün yakınındaki Tatlar mevkiindeki4-5 hane Tatar grubunun da bu yerleşim birimine gelmesiyle köy, bugünkü konumunu alır. Yerleşim biriminin eski ve işlek bir yol üzerinde olmasından, yolcuların arabaları ile köy meydanındaki suyun başında mola verip konakladıklarından köye “Arabakonağı” adı verilmiştir.

Ayıtdere Köyü;   1461 yılında çevreye gelerek göçebe olarak yaşayan ve deve bakan Çobanoğulları, Derviş Mehmet, Karasakal Süleyman adında Türkmenlerin önderliğinde kurulmuştur. Önce Armutluk, sonra Çınaryanı ve daha sonra da su nedeniyle bugünkü yerleşim yeri olan Çınarpınar mevkiine gelinmiştir. Çevre köylerden muhacirlerin gelmesiyle köy bugünkü konumunu alır. Köyün kurulduğu Çınarpınar mevkiinde çok hayıt olduğundan köy önce "Hayıtdere" olarak adlandırılmışsa da, halk dilinde A 'ye dönüştürülmüş ve “Ayıtdere” olmuştur.

Aziziye Köyü; 1869 yılında, Dağıstan'dan göç eden, Kumuk göçmenler tarafından kurulmuştur. Köy bir tepe üzerinde kurulduğundan, köye önce "Tepeköy" adı verilir. Daha sonra köyün ismi, bir varsayıma göre Sultan Abdülaziz döneminde kurulduğundan, diğer varsayıma göre de; eski Biga belediye başkanlarından Raşit usumi ile Fetih usumi'nin akrabası, Çarlık Rusyası'nda Kafkasya'daki Kumukların temsilcisi Asildar Usumi Han'ın bu köy mezarlığında gömülü olduğundan, "sevgide üstün tutulanların yeri" anlamında “Aziziye” olarak değiştirilmiştir.

Bahçeli Köyü;  1874 yılında Kafkasyadan şimdi Adige Cumhuriyeti topraklarında kalan Kuban Havzasından göç eden Adige (Çerkez) halk tarafından kurulmuştur. 1935 yılında Bulgaristan’ın Silistre çevresinden ve Tutrakan kasabası Şenova köyünden, 1951 yılında Eski Cuma kasabası Gündüzler köyünden, 1989 yılında da yine Bulgaristan’ın Razgart çevresinden gelen muhacır halkın göçü ile bugünkü konumu almıştır. Köyün kuruluş yerinin “bahçelik bir yer olması” nedeni ile köye de “ Bahçeli” adı verilmiştir.

Bakacak Bucağı;  1874 yılında Kafkasya’nın şimdi Adige Cumhuriyeti dışında kalan kuban Havzasından göç eden 70 hane Adige tarafından kurulmuştur. 1877-1878 Osmanlı – Rus savaşı’nın başladığı 1877 yılında da Bulgaristan’ın Şumnu, Osmanpazarı, Karlıova, Cuma ve Kırcaali kasabaları çevresinden Muhacır göçmenlerin gelmesiyle köy bugünkü konumunu alır.  Önce “sürekli kalınacak yer” anlamında “ibkaiye” halk dilinde “ipkaiye” adını alan yerleşim biriminin adı 1961 yılında da, “doyuracak, yetecek yer” anlamında “Bakacak” adını almıştır.

Bakacaklı Çiftliği köyü;  Daha önce çiftlik arazisi olan bu yer Osmanlı-Rus Savaşı'nın başladığı 1877 yılında, Bulgaristan'ın Filibe Kasabası Yeniköy'den gelerek Biga'ya yerleşip kerestecilik yapan hemşerileri Yeniköylü Halil Ağa yardımıyla, Bakacaklıoğlu Halil İbrahim Ağa'dan çiftliğini satın alarak kurmuşlardır. Köyün doğusundaki Fakara Mevkiindeki 800 dönümlük arazi de, 1896 (Rumi 1311) yılında satın alınmışsa da bu araziye Hazine ve Orman tarafından el konulmuştur. Köye de, çevredeki halk tarafından söylendiği gibi arazi sahiplerinin adı olan "Bakacak Çiftliği" adı verilmiştir.

Bekirli köyü;  1561 yılında çevreye gelen Türk-Oğuz-Kayı boylarından ve göçebe olarak yaşayan, Karaçadırlı Aşireti Yörükleri tarafından kurulmuştur. Köyde daha eski mezarlar olsa da bu mezarların göçebe yaşantıdan kalma olduğu veya köylün daha önce oba şeklinde kurulduğu sanılmaktadır. Köyün adına da, kurulmasını sağlayan yörük grubunun lideri Bekir'in isminden dolayı "Bekir'in köyü veya Bekir'in kurduğu köy" anlamına gelen “Bekirli” adı verilmiştir.

Bezirganlar Köyü;  1648 yılında, Bayramiç ilçesine bağlı Bezirganlar Köyü'nden kesin olarak bilinmemekle beraber vergi veya anlaşmazlıktan dolayı gelen 7 hanelik (Sarılar, Sarı Mehmetler, Tülüler, Musalar, Köseler, Sinanlar, Kırtıklar) yörük grubu tarafından kurulmuştur. Daha sonra da başka yerden İmamlar Grubu gelir. Köy mezarlığında,1550 yıllarına rastlayan mezar taşları bulunsa da, bunların çevrede önceleri göçebe olarak yaşayan Türk Boylarına ait olduğu sanılmaktadır. Köye de geldikleri köyün adı olan ve "mesleğini kazanç sağlamak için yapan kişi, tüccar " anlamındaki bezirgan'a çoğul takısı getirilerek "Bezirganlar" adı verilmiştir.

Bozlar Köyü;  Çeşitli çıkar nedenlerinden dolayı köyün kuruluş tarihi 1941 yılı olarak gösterilmişse de; 1625 yılında İnegöl çevresinden, Osmanlı boylarından Bozlar adlı yörük grubu önce Ezine çevresine daha sonra da, şimdiki yerleşim biriminin 3 km. kuzeyine, Deli Süleyman önderliğinde yerleşir. Bu göç olayının 1625 yılında olduğunu köyün mezar taşları kanıtlamaktadır. Ancak bu mezar taşlarının bir kısmı yok edilmiştir. 1935 yılında da Gelibolu Ortaköy'den muhacir göçmenler gelir. 1943 yılında sıtma ve susuzluk nedeniyle bugünkü yere taşınılır. Aynı yıl Bulgaristan'ın Eski Cuma ve Orta kasabası çevresinden 16 hane muhacir göçmen gelir. Çevrede köy her nedense bir süre "Yeniköy" olarak adlandırılır. Oysa köy ilk kurulduğundan beri kuran kişilere verilen Bozlar adından dolayı köye de "Bozlar" adı verilmiştir.

Camialan Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, baskılara dayanamayarak, 1900 yılında, Bulgaristan'ın Filibe Kasabası Daudvu, Kuruşu ve Drienvu köylerinden gelen, 35-40 hane Pomak göçmenler tarafından kurulmuştur.  Yerleşim biriminin hemen yakınındaki kiliseye benzer eski yapıdan dolayı ve köyün yakınındaki meydanlığa çevre halk tarafından da,"Kilise alanı" denildiğinden, köye önce"Kilisealan", daha sonra da “Camialan” adı verilmiştir.

Cihadiye Köyü; 1887 yılında, Kafkasya'nın Adige Cumhuriyeti topraklarında kalan Kuban Havzası Çevresi'nden göç eden Adige (Çerkez) halk tarafından kurulmuştur. Köyün yerleşim yeri, köy kurulmadan önce, "buzağı beslenen yer" anlamında "Buzağılık" olarak adlandırıldığından, köye de bu ad verilmiştir. Daha sonra "din uğruna, dini yaymak için savaş yapılan yer" anlamına gelen “Cihadiye” adı verilmiştir. Köy mezarlığında; kurtuluş savaşı sırasında, Biga'da isyan çıkarılan Anzavur Ahmet'in mezarının bu köyde bulunmasından da bu adın verilmiş olabileceği varsayımı düşünülmektedir.

Çakırlı köyü;  evredeki göçer Yörükler tarafından 1711 yılında kurulmuştur. Önce köyün batısındaki iğdeler veya iğdeli mevkiine eski adı"Mendil Dede" yerleşilmişse de, daha sonra bugünkü yer tercih edilir. Köyün adı önceleri "ayak basan ulaşılan" anlamında "Kadim Köyü" sonra "başkasından ayrılmış, ayrı tutulan" anlamında "Mümtaz Köyü" daha sonra da, köyü kuran "Çakır Ali'den" dolayı “Çakırlar” adı verilmiştir. Çakırlar adından da Çakırlı'ya dönüştürülmüştür. Ancak daha önceleri köyün kurulduğu yerde büyükçe bir "Çakırlı Kasabası" olduğu söylenmekte ise de çevredeki temel kalıntıları, kilise enkazı ve bu çevrede bulunan sikkeler (paralar) yerleşim biriminin Bizans döneminden kalma olduğunu göstermektedir.

Çavuşköy;  Köyün ne zaman ve nasıl kurulduğu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ancak, çevreden edinilen bilgiler ve belgelerden yaklaşık 1885 yılında Türk kahramanlarından bir Boy grubu olan Yörükler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Köy kurulduğu yıllarda Biga çevresi henüz Osmanlı Türkleri'nce fetih edilmemiştir. Önce Kozluk mevkiine, daha sonra da bugünkü yere yerleşildiği, köyün kurulmasına öncülük eden Çavuş Bey'in adından dolayı da kurulan bu köye “Çavuş Köy” adı verildiği söylenmektedir.

Çelikgürü Köyü; 877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yaşadıkları bölgede yoğun baskılar sonucu, 1881 yılında Bulgaristan'ın Razgrat Kasabası Karaveliler ve Hocalar köylerinden göç eden muhacirler tarafından kurulmuştur. Köyün bugünkü yere kurulmasına neden olan ve köye ilk gelip yerleşen kişi de Kuruoğlu Bekir "Hacı Bekir" dir. Köy toprakları Bekirli köyü sınırlarında olduğundan bu köylülerden topraklar parayla satın alınmıştır. Yerleşim yerinin sert ve gür bir çalılık olması ve çok zor açılması nedeniyle, köye de "Çelikgürü" adı verilmiştir.

Çeltik Köyü; Eski bir Bulgar köyüdür. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, 1882 yılında Bulgaristan'ın Şumnu Kasabası Akyar Köyü'nden anavatana yerleşmek isteyen, 18 hane muhacır bu köydeki yurtlarını Bulgarlarla değiştirerek yeni bir Türk köyü oluşturmuşlardır. Bugün köydeki Dıgınlar, Sadıklar, Koca Bibiler, Palazlar, Deli Memetler, Koyaklar hanelerinin bir kısmı, halen Bulgaristan'da yaşamakta olup 20 yıl öncesine haberleşmişlerdir. Daha sonra da zaman zaman köye Bulgaristan'dan göçler olmuş ve bugünkü konumuna gelmiştir. Bulgarlar'ın yaşadığı dönemde, köy topraklarında "çeltik (pirinç) ekimi yapıldığından" yeni kurulan bu Türk köyüne de, "Çeltik" adı verilmiştir.

Çeşmealtı Köyü; Köy; 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, 1877 yılında, Bulgaristan'ın Bethoven (Betougrat) Kasabası Orhaniye Köyü'nden gelen Pomak göçmenler tarafından kurulmuştur. Bu köyden bir bölüm; ilçemiz Yeniçiftlik Köyü'ne, bir kısmı Trakya'daki Karpuzlu köyüne, diğer bir kısmı da Balıkesir ili Gönen ilçesi Hasanbey Köyü'ne yerleşmişlerdir. Bu halkın buraya yerleşmesine İstanbul Medresesi'nde (Üniversite) Müderrislik (öğretmenlik) yapan Altıparmak Mustafa Efendi sağlamıştır. Köye; önce geldikleri köyün adı olan Orhaniye adı verilmişse de, sonradan köyün üst tarafındaki büyük çeşmeden dolayı, "Çeşmealtı" adına çevrilmiştir.

Çınardere Köyü; 1848 yılında, Dağıstan'dan gelen 15 hane Çeçen tarafından kurulmuştur. Önceleri Balıkesir ili, Gönen ilçesi Tahirova Çiftliğine, sonra Kaldırımbaşı Köyü çevresine yerleşmek istemişlerse de bugünkü yer uygun görülmüştür. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Bulgaristan'ın Şumru Sancağı Selvi Kasabası Kıremin, Bara ve Koşukavak köylerinden macırların gelmesiyle bugünkü konumunu almıştır. Daha sonra da yine Bulgaristan'ın Pravadi ve Razgrat ile Yugoslavya Üsküp çevresinden de göçler olur. Köy yerleşim alanı çınarlık bir dere kenarı olduğundan, köye "Çınardere" adı verilmiştir.

Çınarköprü Köyü; 1848 yılında; Dağıstan'dan gelen, 15 hane Çeçen tarafından kurulmuştur. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra; Bulgaristan'ın Hasköy, Prevadi, Totrakan, Şumnu'nun Sofular ve Mestanlı köylerinden, Kırcaali'nin Eğridere ve Sakanlar köyleri ile Koşukavak'ın İlimli köyü çevresinden macır halk yerleşmiştir. Köydeki çeçenler daha sonra Kayseri ve İstanbul çevrelerine göç ederek, 3 hane kadar kalır. Köy kurulduğunda, köyün kıyısındaki Kocabaş Çayı üzerinde bulunan Çınar Ağacı'ndan yapılma köprü nedeniyle köyede "Çınarköprü" adı verilmiştir.

Çömlekçi Köyü;  Osmanlı Türkleri'nin çevreye egemen olmasından sonra çevreye gelerek, yaşayan 3-4 hane yörük grubu tarafından, geçici bir oba olarak kullanılan yerleşim biriminin olduğu yere, 1923 yılında, tarlalarına yakın olması ve ortamın elverişli olmasından, yakınındaki Karaağaç köyünden gelip yerleşen macırlar tarafından kurulmuştur. Köyün kurulduğu yerde" daha önce yaşanmış uygarlıklardan kalma eski çömlek parçaları çıktığından, çömlekçik mevkii denildiğinden" köye de "Çömlekçi" adı verilmiştir.

Danışment Köyü; Biga'nın en eski Türk köyüdür. Köy, henüz çevre Türklerin egemenliği altına girmeden kurulmuştur. Köyün kuruluşu 1071(Rumi 487) olarak gösterilmişse de 1171 yılında, Anadolu Selçukluları'nın beyliklerine son verdiği, Türk boylarından Danişmentoğulları'nın, Anadolu'ya dağılmasıyla kurulmuştur. Bunların bir kısmı; Biga Yarımadası'na gelerek, bir bölümü önce Ezine'nin kuzey-batı yönünde, şimdi bu ad ile tanınan Danişment Tepe'ye yerleşirler. Diğer bir grup Ezine ilçe merkezine yerleşmişlerdir. Bu grupla birlikte gelenlerin bir bölümü de, ilçemizde bugünkü köyün kurulduğu yerleşim biriminin olduğu yeri seçerler. Kurulan bu köye de atalarının adı olan “Danişment” adını verirler.

Değirmencik Köyü; Eski bir Rum köyüdür. Eski adına kayıtlarda rastlanamamıştır. 1821 yılında kurulduğu belirtilmektedir. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, Balkanlarda yaşayan Türkler ile Türkiye'de yaşayan Rumların değişimi sonucu; 1925 yılında, Bulgaristan'ın Kırcaali, Yunanistan'ın Selanik ve Dedeağaç, Kosava'nın Gostivar, Makedonya'nın Üsküp çevrelerinden macırlar bu köye yerleştirilir. Bu göç sırasında yerleşim biriminde Rumlardan kalma yer ve su değirmenlerinin olması nedeniyle bu yeni Türk köyüne de "Değirmencik" adı verilir.

Dereköy; Kafkasya'nın şimdiki Adige Cumhuriyeti sınırları içinde kalan, Kuban Nehri Havzası'ndaki Krosnodar Kasabasına bağlı ve uzaklıkları 7 km. olan Tantogay ve Şinci köylerinden gelen Adige (çerkez) grubu tarafından kurulmuştur. Bugün, oradaki bu köyler baraj altında kalmış olup, diğer köyler ile birlikte Adigeski kasabası oluşturulmuştur. Şimdiki yerleşim biriminin ortasından geçen derenin batı yönündeki Tandokay, doğu yönündekiler de Şinci köyünden gelenlerdir. Köye önce "Büyük, ulu ve heybetli köy" anlamında Şevketiye adı verilmişse de, daha sonra köyün içinden geçen dereden dolayı “Dereköy” adını almıştır.

Doğancı Köyü; Doğancı Köyü, önceleri çevrede göçebe yaşayan, 6-7 hanelik yörük grubunun yerleşim birimidir. Sonra 1877 yılında Dağıstan'ın Aksay şehri Vadigilli, Elpeyli ve Torgalli köylerinden 20-30 hane kumruk göçmenleri yerleşmesiyle köy konumuna gelir. 1934 yılında da Romanya'nın Köstence, Bulgaristan'ın Silistre, Razgrat (Hazargrat) ile Totrakan kasabalarının Siyahlar ve Koşukavak köylerinden muhacır göçmenler gelir. Yerleşim biriminin bulunduğu yere, Doğancı mevkii denildiğinden, köye de “Doğancı” adı verilmiştir.

Eğridere Köyü; 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı öncesi yaşadıkları ortamdan huzursuz olarak 1871 yılında Bulgaristan'ın Eski Cuma Kasabası Akmehmet köyü ile Şumnu kasabası Nasçı köyünden gelen 15-20 hane muhacır tarafından kurulmuştur. Köy topraklarının nasıl edinildiği hakkında bir bilgi edinilmemiştir. Köyün kuruluşu sırasında, su bulununca "ne hikmet ne bilgelik" anlamında köye önce “Hikmetiye” adı verilmiştir. Daha sonra, köyün kıyısından geçen derenin konumu gereği denize doğru değil de tam tersi ters yöne aktığından 1945 yılında, köyün adı “Eğridere” olarak değiştirilmiştir.

Elmalı Köyü; 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası baskılara dayanamayan Pomak göçmenler, 1882 yılında, Bulgaristan'ın Filibe kasabası Bukfu, Rakavitsa, Drenova köylerinden göç ederek, bugünkü yerleşim birimini kurmuşlardır. Ancak bu yıllarda köyün yakınlarındaki Fakara mevkiindeki Güveleroba denilen yerde (şimdi Yenice ilçesine bağlı) bir Yörük grubu yaşamaktadır. Çevre ormanlık ve çalılıktır. Köy kurulurken, köyün kurulduğu yerdeki orman ve çalılıkların temizlenmesi sırasında bir tek yabani elma görülünce, köye de “Elmalı” adı verilmiştir.

Emirorman Köyü; Kafkasya'nın şimdiki Adige Cumhuriyeti içinde kalan Kuban Havzası içindeki Eskalay köyünden gelen 50 hane civarında Adige (çerkez) göçmenler tarafından kurulmuştur. Köy toprakları, Gümüşçaylı Emir Ağa'dan 150 altına satın alınır. 1915 yıllarında 15 hane kadarı köyün kuzey-doğu yönündeki Keltepe veya Yeltepe denilen yere Gümüşçaylılardan 12 altına satın alarak yerleşirler. Köy kurulduğunda önce "arkadaş yeri, dost yeri" anlamında "İhbaniye" adı verilmişse de daha sonra da köyü satın aldıkları Emir Ağa'nın ormanı anlamındaki “Emirorman” adına dönüştürülmüştür.

Eskibalıklı Köyü; 1600 yıllarda Oğuz Türkleri'nin Balıklı boyundan yöreye gelen ve çadırlarla göçebe yaşayan, 8 hane yörük grubu tarafından küçük oba olarak kurulmuştur. 1761 yılında yerleşim biriminin bulunduğu yere 10 hanelik Tatar göçmen grubunun gelmesiyle köy konumunu almıştır. Kurulan köye de Yörüklerin atalarının adı olan " Balıklı" adı verilmiştir. Çeşitli yazışmalarda hemen yanındaki Balıklıçeşme köyü ile karıştırıldığından, 1948 yılında "önce kurulan balık köyü" anlamında “Eskibalıklı” adı verilmiştir.

Eybekli Köyü; 1731 Yılında çevresinde göçebe yaşayan Yörükler tarafından köy, önce yol boyunca kurulmuşsa da Eşkiyalardan kaçarak bugünkü yere 10 hane olarak yerleşilmiştir. Daha sonra da, 1878 yılında Bulgaristan’ın Filibe kasabası Murat mahallesinden Hüseyin Ağa 5 oğluyla, sonra da Filibe kasabası, Yeniköy, Rubcuz (Rubuz) Tımrış köylerinden Pomak göçmenler ile Lofça, Pravadi, Totrakan ve Kızanık çevresinden Muhacir göçmenlerin gelmesiyle köy bugünkü konumuna ulaşır. Köyün adının “ İyi bele” den “Eybekli” ye dönüştüğü söylenmektedir.

Gemicikırı Köyü; 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, 1881 yılında Bulgaristan'ın Eskicuma Kasabası Kamçıboylu Köyü ile Şumnu Kasabası Yasçı Köyü' nden göç eden Muhacırlar tarafından kurulmuştur. Önce Kalabalık Deresi'ndeki Değirmen Meydanı denilen yere 6 aile yerleşir. Daha sonra da, Sarıca Köylü Gemicioğullarından bugünkü yer satın alınarak yerleşir. Gemicioğullarından alındığından ya da gemi yapımında kullanılan Kayın Ağaçları'nın Karabiga'ya götürüldüğü yol üzerinde olmasından, köye de “Gemicikırı” adı verilmiştir.

Geredelli Köyü; 1445 yılında, bölgenin Türk egemenliğine girmesinden sonra, çevreye gelen ve göçebe yaşayan Türk-Oğuz Boylarından yörük grubu tarafından kurulmuştur. Köy önceleri aşağıda (kuzey) kurulmuş, ancak eşkıyaların yolu üzerinde olmasından, geri gittiği düşünülerek adına “Geredelli” denildiği söylenmektedir. Bilge Umar'ın "Türkiye'de Tarihsel Adlar" kitabında bu adı şöyle tanımlar: "Adının aslı Kratala olabilir. Sivri kazıkla çevrili alan, bahçe anlamındadır. Karada-Korda-Gorda'nın çeşitlemesidir. -la ise Luwi dilinin ve Ardılı dillerin -cik anlamında küçültülme takısıdır.

Gerlengeç Köyü; 1877 yılında Bulgaristan'ın Razgrat Kasabası'nın Sultaniye köyü, Osmanazarı kasabasının Kulfallar köyü ile Eskicuma kasabası Popköy ve Nazlı köyden gelen 60 hane muhacır tarafından kurulmuştur. Yeni kurulan köye, önce köyün çoğunluğun geldiği köy olan Suhadiye adı verilmiştir. Köy önce deniz kıyısında iken, sıtma ve bulaşıcı hastalıklar nedeniyle, çevredekilerce "burada durma geç" anlamında Gelgeç adını kullanılmış. Yerleşim birimi denizden uzaklaştıktan sonra, ismi de "Gelen Geçsin" anlamında “Gerlengeç” olarak adlandırılmıştır. 1935 ve 1951 yıllarında da Bulgaristan'dan göç alır.

Geyikkırı Köyü; Köyün kuruluşu 1819 yılı olarak belirtilmişse de 1850 yılında Dağıstan’dan Temirhan Şura önderliğinde, Bakü ile Lankıran’dan çıkan 30 haneye yakın Kumuk göçmen; Kars, Diyarbakır, İstanbul’dan sonra 1860 yıllarında Biga çevresine gelinerek, bugünkü yere yeni bir köy kurulur. 1878 yılında Bulgaristan’ın Eskicuma Kasabası Balıksu Nahiyesi, Şumnu Kasabası Çavuşköy’den, 1935 yılında Razgart kasabası Pabuççular Köyü ve Pazar Kasabasından gelen Muhacırlar ile köy bugünkü konumuna gelir. Köy kurulurken çevre ormanlıktır ve kurulduğu yerde temiz su olduğundan, çevrede yaşayan geyikler bu sudan içtiklerinden, köye de “Geyikkırı” adı verilir.

Göktepe Köyü;  1877-78 Osmanlı Rus Savaşı sonrası, 1888 yılında Bulgaristan’ın Eskicuma Kasabası Kayabaşı, Hoca köyleri ile Şumnu ile Razgart kasabaları çevresinden Hacı Abbas ve Çolak Hüseyin önderliğindeki 40 hane Muhacir, önce Pekmezli Köyü eski mezarlığının yanına yerleşmek istense de, daha sonra bugünkü yere gelinir. Önceleri ormanlık bir yer olan ve gök rengindeki tepeden dolayı, bu yere “Göktepe Mevkii” denildiğinden, köyün ismine de “Göktepe” adı verilmiştir.

Güleç Köy; 1881 yılında, Bulgaristan'ın Tunca ve Arda nehirleri arasındaki bölgede bulunan Akıncılar köyünden gelen Mehmet Ağa, Hüsman Ağa, Hüseyin Ağa, Tavukçu önderliğinde, Biga'daki eski Çukur Hamam'ın sahipleri olan Hamamcı Paşaların Güleç Çiftliğini satın alarak, köyü kurarlar. Aynı köyden gelen diğer bir grup da, Kırkareli ili İğneci Bucağı'na bağlı Dolhan köyünü kurarlar. Köyün ilk kurulduğu yer Karabiga yolundaki eski mezarlık yanıdır. Fakat su baskınları sonucu bugünkü yer tercih edilir. Köye de "çiftliğin adı olan ve sürekli gülümseyen" anlamında “Güleç” adı verilir.

Gündoğdu Bucağı; 1883 yılında, Bulgaristan'ın Filibe kasabası Evciler köyünden gelen Başlı Ahmet Ağa, Hacı Ahmet ve Koçar Ali adlı 3 hane pomak tarafından kurulur. Daha sonra aynı yıllarda, Bulgaristan'ın Şumnu kasabası Terbi köyü ile Karlıova kasabası çevresinden muhacır gelir. Köy 1937, 1949 yıllarında da göç alarak, 100 haneye ulaşır. Önce "bolluk yer" anlamında Feyziye, sonra Karamuk (Böğürtlen) veya köy kıyısındaki kara dereden geçen atlıdan Karantı, daha sonra da aydınlık anlamında “Gündoğdu” adını alır.

Gürçeşme Köyü; 1877-78 Osmanlı Rus savaşı sırasında, 1877 yılında;  Bulgaristan’ın Razgart, Osmanpazarı kasabaları Araplar, Aşağı Kapdağı ve Ayazlar köylerinden gelen 30 hane Muhacir tarafından kurulmuştur. Aynı yöreden gelenlerin bir kısmı ilçemiz Kayapınar Köyü’ne bir kısmı Çan ilçesi Ahlatlıburun Köyü’ne, diğer bir kısmı da Eskişehir ili Kızılinler Köyü’ne göç ederler. Köy kurulurken, bulunduğu yerdeki çeşmeden ve çoğunluk Araplar köyünden olduğundan dolayı köye “Arapçeşme”, daha sonra da bu isim beğenilmeyerek 1958 yılında, “Gürçeşme” adı verilir.

Gürgendere Köyü; 1884 yılında, Bulgaristan'ın Razgrat (Hazargrat) Sancağı Umur köyünden gelen, 8 hane muhacır ( Tüfekçiler, Koca Ömerler, Topal İmamlar veya Değirmenciler, Topal Hocalar, Kabakçılar, Palamarsallar, Hemişler) tarafından kurulur. Büyük bir kısmı da ilçemiz Ağaköyü'ne yerleşir. Daha sonra, Tüfekçi Hasan 8-10 hane akrabalarını getirmesiyle, köy bugünkü konumuna gelir. Köyün kurulduğu yerin aşağısındaki su kaynağı ve deredeki gürgen ağaçlarının çokluğundan dolayı, köye de, “Gürgendere” adı verilir.

Güvemalan Köyü;  Köy 1855 yılında göçer olarak yaşayan İbiş Ağa, Derviş Ağa ve Hacı Ali önderliğinde, önce köyün batısındaki Karagür mevkiine, daha sonra Güvemalan mevkiinde, 15 hane Yörük tarafından kurulur. Köy topraklarının elverişli olmasından dolayı, 1878 yılında önce 30 hane, sonra da 45 hane Muhacir Göçmen, Bulgaristan’ın Aydos kasabası Boyalar ve Kiremitçik köyleri, Varna kasabası Aladın köyü, Razgart kasabası Pop Köyü, Şumnu, Çalıkkavak Köyü, Bergaz, Maydos kasabalarının köylerinden Muhacir ile Yunanistan’ın Selanik kasabası çevresinden ve Bulgaristan’ın Filibe kasabası Küçükköy ve Tomraç köylerinden Pomak göçmen yerleşerek, bugünkü konumunu alır. Köye de, kurulduğu mevkiinden adı olan “Güvemalan” adı verilir.

Hacıköy; 1872 yılında, Kafkasya'da şimdi Adige Cumhuriyeti içinde kalan, Kuban Nehri Havzası'ndan göç eden, 2 yıl kadar ilçe merkezi Biga'da kalan ve "maksatlarına erişen" anlamında bugünkü yere Maksudiye adlı köy kurulur. 1878 yılında Bulgaristan'ın Razgrat, Eskicuma, Şumnu ve Dobruca'nın Nasçıköy, Hızlatlar, Kilikkadı köylerinden 15 hane, yine 1951 yılında da Bulgaristan'ın Osmanpazarı Bağışlar köyünden muhacır gelmesiyle köy bugünkü konumunu alır. Köyün adı da, Hacıbey den gelen dolayı değiştirilerek “Hacıköy” adını alır.

Hacıhüseyinyaylası Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, 1878 yılında; Bulgaristan'ın Filibe kasabası Tekke köyünden gelen 5 hane muhacır tarafından kurulur. 1891 yılında; yine Filibe kasabası Tekke köyü, Şumnu kasabası Nüfusna köyü, Prevadi ve Silistre'nin köylerinden gelenlerle, 35 haneye ulaşılır. Köy topraklarının sahibi Hacı Hüseyin kendi isminin verilmesi koşulu ve çevresi ormanlık yayla görünümünde olması nedeniyle yeni kurulan bu köye “Hacıhüseyinyaylası” adı verilir.

Hacıpehlivan Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, 1878 Bulgaristan'ın Razgrat kasabası Filibeliler (Hülübeliler) köyü ile Aydos, Eskicuma, Karlova, Filibe, Totrakan, Rusçuk ve Şumnu kasabalarının çevresinden gelen 70 hane muhacır, Gümüşçaylı Hacı Emin Pehlivan'dan çiftlik arazisini Hacı İbrahim, Molla Mehmet, Hacı Hasan ve Kara Murat önderliğinde satın alarak yeni bir yerleşim birimi oluştururlar. Köye de önce geldikleri köyün adı olan Filibeliler (Hülübeliler) adı verilir. 1920 yılında köyün ismi de daha önce çevre tarafından söylenen “Hacıpehlivan”a dönüştürülür.

Harmanlı Köyü; 1878 yılında, Bulgaristan'ın Filibe kasabası Dervişvu köyünden göç eden ve pomak olan; Kör Fettah, Bacak Süleyman, Yeşil Hoca Hasan ve Kahır Süleyman tarafından 4 hane olarak kurulmuştur. Daha sonra, Bulgaristan'ın Şumnu kasabası Yanköy (Yankoy) ve Çalıkavak köyleri ile Aydos, Prevadi ve Kırınabat çevrelerinden 40 hane muhacır gelir. Bunlar önce Kapıcık ve Yanık (Kozalan) mevkiilerine yerleşmişlerse de, buraları beğenmeyip, bugünkü yeri tercih etmişlerdir. Önce Balıkesir Kurtdere köyüne giden Maviler de, tekrar bu köye geri dönerler. Daha sonra köye Bulgaristan'ın Filibe kasabası Rubcuz, Çireşvu ve Tımrış köylerinden Pomak ile Bulgaristan'ın Şumnu kasabası Yanköy ve Çalıkavak köylerinden muhacır göçmenler gelir. Bu muhacırların bir kısmı Adana ve Osmaniye illeri Mustafabey Urceşen, Yanbul köylerine göçmüşlerdir. 1898 (Rumi 1314) yılında köyün bugünkü sınırları belirlenmiştir. İlk adı"dağınık saçılmış" anlamında Mensudiye, daha sonra "çok fi çıkan yer" anlamında Fili adını alan köy, 1962 yılında köy yakınlarında çok buğday harmanı olduğundan “Harmanlı” adını almıştır.

Havdan Köyü; 1877-78 Osmanlı- Rus Savaşından sonra, yaşadıkları çevrede yapılan baskılar sonucu, 1881 yılında, Bulgaristan’ın Filibe kasabası Poyna, Dravna ve Bukfu köylerinden gelen Pomak göçmenleri tarafından kurulmuştur. İlk gelişlerinde Gündoğdu Köyü, tarafından yerleşilmek istenmişse de, sivrisinek, sıtma hastalığı ve geldikleri yerin dağlık olmasından dolayı, bugünkü yer tercih edilir. Daha sonra köy, Plevne, Dobruca, Lakariçe, Şilistre ve Lofça çevresinden göçler alır. Önceleri bir çiftlik arazisi olan yerleşim birimine çevre tarafından Havdan Çiftliği denildiğinden köye de “Havdan” adı verilir.

Hoşoba Köyü;  1767 yılında çevreye gelen ve göçebe olarak yaşayan, 10 hanelik Yörük grubu tarafından kurulmuştur. Köy mezarlığındaki 350 yıllık mezarların, yerleşim biriminin, göçebe olarak yaşayan Yörükler tarafından kurulduğunu göstermektedir. 1877 (Rumi 1293) yılında Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlamasıyla, Bulgaristan'ın Razgrat kasabası Ada köyü ile Lotça kasabası Muhacırlar köyünden göç eden, 30 hane muhacır ile köy bugünkü konumunu almıştır. Köye önce yakınından geçen akarsuyun adı olan "Hoşap" adı verilmişse de daha sonra "hoş güzel ve küçük" bir yerleşim birimi olduğundan köye “Hoşoba” adına çevrilmiştir.

Ilıcabaşı Köyü;  1893 yılında, Balkan Savaşı öncesi yaşadıkları ortamın gergin olmasından, Bulgaristan'ın Filibe kasabası, Karuyesi ve Lakaviçsa köylerinden gelen 9 hane pomak göçmen tarafından kurulmuştur. Daha sonra yine Bulgaristan'ın Filibe kasabası Corgan köyü ile Tafrisna köyünden ve Osmanpazarı kasabası Kopdağ köyünden gelen Pomak göçmenler ile 200 haneyi bulur. Köye de yakınında ve kuzey yönünde bulunan ılıcadan, "Ilıcanın başı" anlamında “Ilıcabaşı” adı verilmiştir.

Işıkeli Köyü;  Balkan Savaşı'nın başladığı dönemde, Bulgaristan'ın Filibe kasabası Lokavitsa köyünden gelen pomak göçmenler tarafından, 1896 yılında 17 hane olarak kurulmuştur. Köyün kurulduğu çevrenin, ormanlık olması nedeniyle ilk önceleri odun kömür yakmak için kullanılmıştır. Bu odun kömürü yakmak için gelenlerde genellikle eşeklerini bağladıkları bu meydanlık yere "eşek alanı" denildiğinden, kurulan köye de "Eşekçi" adı verilir. Köyün ismi, 1986 yılında elektriğin gelmesiyle değiştirilerek "ışık saçılan, ışıkların bulunduğu yer" anlamında “Işıkeli” adına çevrilmiştir.

İdriskoru Köyü; 1873 yılında, Kafkasya'nın şimdi Adige Cumhuriyeti içinde bulunan Kuban Havzası'dan göç eden 30 hane Adige (çerkez) tarafından kurulmuştur. Önceleri Gümüşçay'da 4 yıl kaldıktan sonra,1877 köy toprakları Gümüşçaylı İdris Ağa isimli kişiden satın alınır. Köye de "tanrının yardım ettiği yer" anlamında "Teyfikiye" adı verilir. 1900 yılında, Bulgaristan'ın Varna şehri, Prevadi kasabası, Çaylak köyünden önce Kaldırımbaşı köyüne ve Çan ilçesine giden muhacırlar da gelerek köy bugünkü konumunu almıştır. Köyün adı da, toprakları aldıkları kişinin adı ve çevresinin meşelik bir koru olmasından “İdriskoru” ya çevrilir. Köy, planlı bir şekilde kurulmuştur.

İlyasalan Köyü; Balkanlar Savaşı'nın başladığı, 1911 yılında, Bulgaristan'ın Filibe kasabası Tomraç ve Küçük köylerinden gelen 60 hane Pomak göçmen tarafından kurulmuştur. Köy; halk şimdiki yerleşim birimine yerleşinceye kadar, susuzluk, sivrisinek ve sıtma hastalığından dolayı, birkaç yer değiştirmiştir. Sonunda, sağlık ve su yönünden en uygun yeri bulduklarından araziyi, İzzet Ağa isimli şahıstan satın alarak yerleşmişlerdir. Bu yerleşim birimine yerleştikleri akşam, dünyaya gelen ve adı İlyas konulan çocuğun adından ve ayrıca köyün kurulduğu yerin meydanlık oluşundan, köye de “İlyasalan” adı verilmiştir.

İskender köy;  1731 yılında kurulmuştur. Eski bir Bulgar köyü olan bu yerleşim birimine, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, Bulgaristan'ın Filibe kasabası Drenova köyünden, Yunanistan'ın Dedeağaç ve Kosava'nın Ronen kasabasının çevrelerinden gelen Pomak göçleri ile bugünkü konumuna gelmiştir. Köyde yaşayan Bulgarlar da, Kurtuluş Savaşı sırasında köyü terk etmişlerdir. Bu İskender'in adına izafeten, köye de “İskender” adı verilmiştir.

Kahvetepe Köyü;  1874 yılında, Kafkasya'nın şimdi Adige Cumhuriyeti içinde kalan Kuban Nehri Havzası çevresinden gelen 8 Adige (çerkez) göçmen tarafından kurulmuştur. Kurulan köye de, "kutsal yer, soyluların yeri" anlamında "Şerifiye" adı verilir. Köy yerleşim biriminin küçük bir tepe olmasından ve önceleri köyün yakınından geçen eski yoldaki ağaçlık yerde dinlenip, kahve içildiğinden köyün adı da “Kahvetepe” olarak değiştirilmiştir.

Kalafat Köyü;  1861 yılında, Yugoslavya'nın Saraybosna, gelen Boşnak göçmenler tarafından kurulmuştur. Önce Tabakhaneler, sonra Yağlı Tohumların olduğu yere köy kurmak istemişlerse de, sel ve su baskınlarından bugünkü yere yerleşmişlerdir. Yerleşim birimine çeşitli aralıklarla, aynı yöreden göç olur. Köydeki 3 mahalle olan: Krekiçka (kenar) mahalle, Kesalak kasabası çevresinden Glamaçka (merkez) mahalle, Bihaç kasabası, Velikakladuşa köyünden ve Çiftlik mahallesi Sazin bölgesinden gelmişlerdir. Kurulan köye önce geldikleri yerin adı olan Bosna adı verilir. Sonra de değişik yerlerden köy kurmalarından ve sellerinden dolayı "kal, artık afat yok" anlamında veya kerestelerin kalafatlama yeri anlamında “Kalafat” olarak değiştirilmiştir.

Kaldırımbaşı Köyü;   1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, Bulgaristan'ın Razgrat kasabasının 300 hanelik bir köy tümüyle göç ederek, Lâpseki ilçesi Dişbudak köyüne, Balıkesir ili Savaştepe ilçesi Karaçam köyüne, Balıkesir merkez Kürse köyüne, Balıkesir ili Susurluk ilçesi Gürece köyüne, Bursa ili Karacabey ilçesine yerleşmişlerdir. Bu köy halkından 63 hane de 1878 yılında, Kaldırımbaşı köyünü kurmuşlardır. Köy kurulmadan önce, köyün şimdiki mezarlığına kadar kaldırımdan bir yol olduğundan, köyün adını da "kaldırım yolun başı" anlamında “Kaldırımbaşı” denilmiştir.

Kanibey Köyü; 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı sonrası; Bulgaristan'ın Razgrat Kasabası Pop Köyünden gelen Muhacır tarafından, 1883 yılında kurulmuştur. Kurulan köye de, geldikleri köyün adı olan ve "halk arasında yaşayan motiflere, öğelere yer verip, onlardan yararlanan kültür" anlamında "Pop Köy" adı verilir. Pop, kilise müziği anlamına da gelir. 1920'li yıllarda Kurtuluş Savaşı'nda, Biga'da şehit edilen Kuva-yı Milliye kahramanı Kani Bey'in adını yaşatmak için köye "Kanibey" adı verilir.

Kapanbelen Köyü; 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı öncesi, 1869 yılında, Bulgaristan’ın Filibe kasabası ile Dobruca Kasabası Dobrulu Köyünden gelen, 15 hane Pomak göçmen tarafından kurulur. Önce yol boyuna kurulan köy, sivrisinek ve sıtma hastalığı ile eşkıya baskısından, bugünkü yerleşim biriminin olduğu yere taşınmıştır. 1877 yılında, köye yine aynı yöreden 25 hane Pomak göçmen ile Bulgaristan’ın Razgart, Osmanpazarı, Totrakan ve Silistre çevrelerinden gelen 20 hane muhacir gelir. Köyün altındaki ovaya çok kapan kurulduğundan, köye de “kapan yeri” anlamında “Kapanbelen” adı verilir.

Karaağaç Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Bulgaristan'ın Razgrat kasabası Karaağaç köyünden gelen 5 hane (İlyas, Selman, İsmail, Veli, Hasan) ile köyün hemen yakınındaki Aşağıköy obasında yaşayan, yörükler birleşerek, yeni bir köy oluştururlar. Kurulan bu köye, daha sonra yine Bulgaristan'ın Osmanpazarı ve Razgrat çevresinden göçmenler gelerek, bugünkü konumuna ulaşmıştır. Bulgaristan'dan gelinen köyün adını sürdürmek için ve çevrede de çok kara ağaç olmasından, köyün adı “Karaağaç” adı verilir.

Karacaali Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, 1897 yılında, Bulgaristan'ın Şumnu kasabası Çavuşköy, Kurtlar ve Saraçlar köylerinden, Eskicuma kasabası Huyvanlı köy, Silistre kasabası Tatar köyü ile ve Osmanpazarı kasabası çevresinden göç eden, muhacırlar tarafından kurulmuştur. Çevre tarafından köyün adı Karaçalı olarak söylense d, köyün kurulması için çok uğraşan esmer (kara) Ali, köy kurulurken ölünce, diğer bir söylenceye de, Ali isimli kişi köy yakınında bir karaca vurunca, köyün adı da “Karacaali” olarak adlandırılır.

Karahamzalar Köyü;  Çevrede göçer olarak yaşayan 8-10 hane yörük, bugünkü yerleşim birimine 3 yüzyıl önce (1700 yıllarında) yerleşir. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, 1897 yılında, Bulgaristan'ın Şumnu kasabası Akyar köyünden ve Prevadi ve Tutrakan kasabaları köylerinden muhacır göçmenler gelir. 1934 yılında yine Bulgaristan'ın Silistre Razgrat ve Şumnu kasabalarını Siyahlar, Karadağ Pamuçalan köylerinden gelen muhacırlar ile bugünkü konumuna gelir. Köy, Kara Hamza isimli şahsın önderliğinde kurulduğundan dolayı, köye de “Karahamzalar”
verilmiştir.

Karapürçek Köyü;  1812 yılında Bayramiç Şapçılar köyünden gelen ve göçebe yaşayan, Karakeçili Aşiretinden Yörük Kırgöz Mustafa tarafından, köy toplakları Karabökçeli (karabıyıklı) bir Tükmenden satın alınarak, 8 hane olarak kurulmuştur. Oğlu Hacı Ali Osman ile torunları Emin ve Mehmet yaşamlarını sürdürmektedir. 1934 yılında, Romanya'nın Köstence şehri Siyahlar köyünden 15 hane muhacır gelir. 1960 yılına kadar, Çakırlı köyüne bağlı bir mahalle konumunda iken, aynı yıl toprakları ayırarak, ayrı bir köy konumuna gelir. Köye de Karabükçekli'den esinlenerek “Karapürçek” adı verilir.

Kaşıkçıoba Köyü;  1761 yılında; çevreye olan Türk gruplarının göçü ile gelerek, göçebe olan yaşayan, Türk-Oğuz boylarından bir grup Yörük tarafından kurulmuştur. Önce Bahçeli köyü yakınlarındaki Kadıncık Tepesine kurulan köy, daha sonra bugünkü yerleşim biriminin, küçük olmasından ve köyde de ağaçtan kaşık yapımı işleri ile uğraşıldığından, köyün ismi “Kaşıkçıoba” olarak adlandırılmıştır.

Katrancı Köyü;   1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, 1877 yılında, Bulgaristan'ın Karlova kasabası Bahçeliköy'den gelen 7 hane muhacır ile (Adiler, Dırmanlar, Kurular, Çilesizler, Vesallar, Hüsmenler, Deliağalar) önce ilçe merkezindeki tekel meydanına sonra, Çan ilçesi Yaykın köyü çevresine, daha sonra yine Çan ilçesi Emeşe köyü yakınına, daha sonra da bugünkü yere yerleşirler. Köy kurulduktan sonra Bulgaristan Karlova Bahçeköy'den, Filibe İnebekçi köyünden Şumnu ve Silistre çevresinden göçler devam eder. Köyün üstündeki Göl mevkiindeki katran işi yapıldığından, köye de “Katrancı” adı verilir.

Kayapınar Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılara dayanamayarak, 1879 yılında, Bulgaristan’ın Razgart Kasabası Araplar, Hocaköy, Dereköy ve Ayazlar köylerinden gelen 20-25 hane Muhacir grubu tarafından kurulur. Köyün batısında, ilk yerleşilmek istenen yerde kayalar ve bu kayaların arasından çıkan su kaynaklarından dolayı, yeni kurulan köye de “kayaların arasındaki pınar” anlamında “Kayapınar” adı verilir. Kayapınar köyü Kurtuluş Savaşı sırasında, Biga’da iç isyanda, adı sıkça geçen çete reisi Kara Hasan’ın Köyüdür.

Kaynarca Köyü;   Balkan Savaşı'nın devam ettiği yıllarda, baskılar sonucu, 1896 yılında, Bulgaristan'ın Filibe kasabası, Çatrak, Direnova, Steminak, Çurkuvu ve Sriyavu köylerinden gelen pomak göçmen gurubu tarafından kurulmuştur. Önce Akupoğlu Hasan, Ahmet Ağa, Kör Ali ve Hasan Ağa önderliğinde 10 hane olarak kurulan köy, çevreye dağılan yakınlarının da toplanması ile bugünkü konumunu alır. Köyün yakınlarında bulunan ve kaynayarak çıkan su kaynaklarından dolayı, köye de “Kaynarca” adı verilir.

Kazmalı Köyü;   1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yapılan baskılar sonucunda, 1883 yılında, Bulgarsitan'ın Şumnu, Dobruca, Pravda, Cumalı kasabalarından gelen muhacirler tarafından kurulmuştur. Önce Yeniçiftlik, Balıklıçeşme, Danişment köyünün Havdan mevkiine yerleşilmek istense de, Çataltepe köyünde yaşayanların değirmen yeri olan bugünkü yerleşim biriminin olduğu yere 7 hane (Musluklar, Kobaklar, Mozaklar, Kozaklar, İmam Hüseyinler) olarak yerleşirler. Daha sonra aynı yöreden 30 hane muhacir göçmen grubu da gelir. Bunların bir kısmı Adana yöresine giderler. Köyün kurulduğu toprak kazma ile çalışılacak bir yer olmasından, köye de “Kazmalı” adı verilir.

Kemer Köyü;  1276 yılında, Antik Parion Kenti'nin yanına kurulmuş, eski bir Rum köyüdür. Eski adına kayıtlarda rastlanamamıştır. Kurtuluş Savaşı sonrası, Yunanistan'da yaşayan Türkler ile Türkiye'de yaşayan Rumların değiştirilmesi sonucu, 1925 yılında Yunanistan'ın Dedeağaç, Vardar ve Selanik şehirleri çevrelerinden gelen muhacirler bu köye yerleşmiştir. Antik Parion Şehri'nin hemen bitişiğine kurulmasından ve bu antik kentten kalma su kemerleri olmasından dolayı, köye de "Kemer" adı verilmiştir.

Kepekli Köyü;  93 Savaşı'ından sonra, Balkan Savaşı öncesi, 1903 yılında Demetoka (Gümüşçay)lı Pomak Hüseyin Ağa'dan, 70 Osmanlı altınına bugünkü köyün kurulduğu yerdeki çiftlik arazisi satın alınır. 1904 yılında Bulgaristan'ın Aydos Kasabası Kiremitçik Köyü'nden 40 hane muhacir gelip, yerleşmiştir. Köyün adı; yakınındaki su ile çalışan un değirmeninde çok "kepek" çıkarıldığından veya o dönemde ihtiyaçtan çiftlikte çok köpek olduğundan, "Köpekli" denmiş ve daha sonra da “Kepekli”ye dönüştürülmüştür.

Kocagür Köyü;  1887-78 Osmanlı-Rus Savaşı öncesi, yaşanılan ortamdan huzursuz olan ve 1871 yılında, Bulgaristan'ın Şumnu Kasabası Hoca Köyü'nden ve Razgrat Kasabası Kurtlar Köyü'nden gelen muhacırlar tarafından kurulmuştur. Köyün kurulabilmesi için; önce Afret'in Çiftliği, sonra da Hasan Tahsin Efendi'nin Çiftliği satın alınarak kurulmuştur. Köy kurulduğunda, çevrenin sık ağaçlı olmasından, "Gür" adı verilmişse de daha sonra köyün çevre köylerden büyük olmasından dolayı "Kocagür" adını almıştır.

Koruoba Köyü;  Çevreye gelerek, göçebe olarak yaşayan 8-10 hane Türk-Oğuz boylarından yörüklar tarafından, Hacı Hasan önderliğinde, Dedekoru denilen yerde kurulmuştur. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra baskılara dayanamayarak, 1878 yılında Bulgaristan'ın Osmanpazarı Karınabat, Tırnova, Silistre, Eskicuma ve Omurtak kasabası çevresinden, 1880 yılında yine Bulgaristan'ın Ados kasabası Boyalar ve Kokariçme köylerinden, Razgrat kasabası Kiremitçik köyü ile Osmanpazarı, Karınabar, Tırnova, Silistre, eskicuma ve Omusratk kasabası çevresinden muhacırların gelmesiyle, köy bugünkü konumunu alır. Yerleşim birimi olarak da şimdiki yer seçilir. Köyün ilk kurulduğu yerdeki koruluktan ve kurulduğu zamanki küçüklüğünden dolayı köye de “Koruoba” adı verilir.

Osmaniye Köyü;  1877 yılında, Kafkasya'nın şimdi Adige Cumhuriyeti içindeki Kuban Havzası çevresinden göç eden Adige (çerkez) göçmenlerin kurduğu bir köydür. İlk geldikleri Gümüşçay Bucağı'nda 2 yıl kadar kalırlar. 1880 yılında da, şimdiki yerleşim birimine 50 hane olarak yerleşirler. Kurulan köyün kıyısındaki Osmanlı Ovası'ndan veya köyün kuruluşunda kendilerine Osman Paşa'nın yardımcı olmasından dolayı "Osman'ın yeri" anlamında “Osmaniye” olarak adlandırılmıştır.

Otlukdere Köyü;   1877-78 Omanlı-Rus Savaşı sonrası, yaşadıkları ortamdaki baskılara dayanamayarak, 1879 yılında, Bulgaristan’ın Osmanpazarı, Tırnova kasabaları ile ve Şumnu Kasabası Çobanköyden göç eden 30 hane muhacir grubu, önce Eskibalıklı Köyü’nün Bademli mekiine yerleşirler. Sonra Süleymaoğlu Karaçor Hasan ile Hacıbeyoğulları’ndan, köyün bugünkü topraklarını satın alarak, bu yere şimdiki köylerini kurar. Yeni kurulan bu yerleşim biriminin, otluk bir dere kıyısında olmasından dolayı, köye de “Otlukdere” adı verilir.

Örtülüce Köyü;  1912-13 yıllarında yapılan Balkan Savaşı öncesi, yaşadıkları çevrenin baskılarından dolayı, 1904 yılında, Bulgaristan'ın Filibe kasabası, İnebekçi köyü ile Kırcaali Hasköy'den gelen 40 hanelik muhacır grubu; önce İstifa'nın çiftliğini, sonra da Rafet Bey'in Kırlı çiftiğini satın alarak, bugünkü yerleşim biriminin olduğu yere köylerini kurarlar. Sonraları da sırayla Fehim Bey'den Kargı çifliğini ve Aşçıoğlu Hüseyin Bey'den çiftlik satın alarak topraklarını genişlettiler. Köy ilk kurulduğunda, çevresi ormanla örtülüdür. Bu nedenle köye de, örtülü anlamında “Örtülüce” adı verilir.

Paşaçayı Köyü;  17.Yüzyılda önemli bir Türk göçü olur. Bu göç sonucu 1681 yılında, çevreye gelen ve Lapseki ilçesi Alanoba’ya yerleşen Türk-Oğuz Boylarından 7 hane Yörük, yine alanlık olan bugünkü yerleşim yerine gelerek, yeni bir Türk köyü kurmuşlardır. Köye de, boğa beslenen yer anlamında “Boğaalan” adı verilmiştir. Önceleri Lapseki ilçesine bağlı olan köy, daha sonra Biga ilçesine bağlanmıştır. Yerleşim biriminin kurulduğu bu meydanlığın, Biga sınırlarında kalması nedeniyle, köyün adı “Bigaalan” olarak değiştirilmiştir. Daha sonra da yakınından geçen çaydan “akarsu” ve köyün kurulmasını sağlayan Osmanlı Paşası’ndan dolayı, köye “Paşaçayı” adı verimiştir.

Pekmezli Köyü;  1261 yılında çevreye gelen ve göçebe yaşayan Türk-Oğuz Boyu Yörükler tarafından kurulmuştur. Bu Yörükler üç grupturlar; Tohumoğulları, Tümoğulları, Kocaimamoğulları. Köy bu insanların çoğalması ile meydana gelmiştir. İlçedeki en eski Türk köylerinden birisidir. Yakınında bulunan ve Danişment Köyü sınırındaki Kozlar sırtı ile Kınalar Mevkii’nde bağlar olduğundan ve bu bağlardaki üzümlerden de çok pekmez yapıldığından dolayı, köye de “Pekmezli” adı verilmiştir.

Ramazanlar Köyü;  1461 yılında, bölgenin Türk egemenliğine girmesinden sonra, çevreye gelen ve göçebe olarak yaşayan Türk-Oğuz Boyları’ndan bir grup Yörük şimdi Lapseki ilçesine bağlı Eçialan Köyü’nü kurmuşlardır. Çevrenin boş olmasından, bu Yörük gurubunun lideri, üç çocuğunun da ayrı köyler kurmasını ister. Bu yerleşim biriminin kurulmasını da üç kardeşten biri olan Ramazan gerçekleştirmiştir. Kurulan bu köyün ismi de, o günden bu yana kurucusunun ismine çoğul eki olan –lar takısı eklenerek “Ramazanlar” olarak adlandırılır.

Sarıcaköy;  1360 yılında, bölgenin Türk egemenliğine girdiği yıllarda, çevreye gelen ve göçebe olarak yaşayan Türk-Oğuz Boylarından Yörük gurubu tarafından kurulmuştur. Köy mezarlığındaki Orta Asya’daki Türklere özgü mezar taşları olan “balbal”ların olması, bu geleneğin Anadolu’ya kadar taşındığını gösterir. Köye verilen “Sarıca” isminin de, köyü kuran Sarıca Paşa’dan geldiği söylenmektedir. Bu isim “sarayı andıran, sarıya yakın” ve “eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker” anlamlarını içermektedir.

Sarısıvat Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılar sonucu 1886 yılında, Bulgaristan’ın Kırcali Bölgesi, Filibe kasabası Boruva köyünden gelen ve geldikleri bölgeden dolayı, kendilerine “Kırcalı” adı verilen göçmenler tarafından kurulmuştur. Köyün kurulduğu arazi topraklarının, sarı renkte olmasından ve bu topraklara yaptıkları evler sıvandığından ve “sarı toprakta biriken su anlamında” kurdukları köye de , “Sarısıvat” adı verilmiştir.

Sarnıç Köyü;  1711 yılında, bölgeye yaşanan Türk göçüyle çevreye gelip, göçebe olarak yaşayan, Türk-Oğuz boylarından Yörük gurupları birbirlerine yakın Gökçesu, Sülünoba, Ağatoba, Kazıklı adlarını verdikleri 4 küçük yerleşim birimi kurmuşlardır. Ayrı ayrı köy kurumu alamayan bu obalar, mahalle olarak belirlenip, bir tek köy statüsüne sokulur. Çevrede su sıkıntısı çekildiğinden, su ihtiyacı yağmur suyu biriktirilerek sağlanır. Bu nedenle, obaların hepsine birden “yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu” anlamında “Sarnıç” adı verilmiştir.

Savaştepe Köyü; 1878 yılında, Kafkasya’nın şimdi Adige Cumhuriyeti sınırları içindeki Kuban Nehri Havzasındaki 4 köyden gelen, 50 hane Adige göçmen tarafından kurulmuştur. Köy topraklarının nasıl edinildiğini kesin olarak bilinememektedir. Kurulan köye de, önce hoş, güzel yer anlamında “Lütfiye” adı verilmiştir. 1288 yılında Selçuklu Hükümdarı Alâeddin, Bizans ordusunu bu yerleşim biriminin yakınındaki ovada yendiğinden ve yerleşim birimi bir tepe üzerinde kurulduğundan, köyün ismi de “Savaştepe” olarak değiştirilmiştir.

Sazoba Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, yapılan baskılara daha fazla dayanamayarak, 1880 yılında, Bulgaristan’ın Razgart Sancağı, Kosovina Köyünden gelen ve önce Şirinköy’e yerleşen ve sonra da, bu yerleşim yerindeki su kıtlığı nedeniyle, bugünkü yere göç eden 8-10 hane Muhacir tarafından kurulmuştur. Buldukları suyun çevresindeki sazlıkların çok olmasından ve yerleşim biriminin küçüklüğünden dolayı, köye de “küçük sazlık” anlamında “Sazoba” adı verilmiştir.

Selvi Köyü;  Köy 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, 1884 yılında Bulgaristan'ın, Şumnu Sancağı'nın, Selvi Kasabası, Görmeçke ve Karaağaçlıoğlu köylerinden, 30 hane muhacir tarafından bugünkü yerleşim biriminin olduğu yerde kurulmuştur. Bir kısmı da; Tekirdağ İli, Malkara ilçesi, Balabancık Köyü'nü kurmuşlardır. Daha sonra da, yine Bulgaristan'ın Filibe Kasabası Abbaslar köyü ile Plevne, Tırnova ve Popova çevrelerinden göçler almıştır. Köye de büyük çoğunluğun geldikleri Bulgaristan'daki kasabanın adı olan "Selvi" adı verilmiştir.

Sineçi Bucağı;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, 1880 yılında, Bulgaristan’ın Eskicuma kasabası, Nasçıköy, Adaköy, Çukurkışla ve Tekkeli köyleri ile Razgart kasabası Buğular ve Alatlar köylerinden gelen, 30-35 hane Muhacir tarafından kurulmuştur. Köy kurulurken, arazi temizliğinde bir ceviz fidanı bırakılır. O mevkiye de, “Ceviz Yalısı” mevkisi denilir. 1983 yılında, gölgesi bir dönüme ulaşır. Ancak, o yıl bilinçsizce kesilir. Kurulan köye de, “Saklanılan, korunulan yer veya hatırda tutulan yer” anlamında, “Hıfzıye” adı verilir. Daha sonra, yine Romanya, şimdi Bulgaristan sınırlarındaki Pazarcık kasabası, Taşkondu köyünden göçler olmuştur. Sonradan köyün kıyısından geçen Sineklidere’de çok sinek olduğundan köyün adı “Sinekçi” olarak değişmiştir.

Şakirbey Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılara dayanamayarak, 1883 yılında, Bulgaristan’ın Zağra-i Atik çevresinden gelen Muhacirler tarafından kurulmuştur. Bu göçmenler, şimdiki yerleşim birimini, bir çiftlik iken eski Biga kaymakamlarından Şakir Bey’den satın alarak kurmuşlardır. Çevre tarafından sürekli Şakir Bey’in Çiftliği olarak anıldığından, köye de “Şakirbey” adı verilmiştir.

Şirinköy; 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılara dayanamayarak, 1880 yılında, Bulgaristan’ın Razgart Kasabası, Kosovina Köyünden gelen, 70 hane Muhacır gurubu tarafından kurulmuştur. Önce ilçe merkezindeki Yağlı tohumların yanına, sonra Yolindi köyü tarafına, daha sonra da bugünkü yere gelinmiştir. Aynı yöreden gelen muhacırların bir kısmı Gönen ilçesi Kınalar Köyünü bir kısmı da köyün yakınındaki Sazoba köyünü kurmuşlardır. Köy 1939 yılında Bulgaristan’ın Şumnu, Totrakan ve Osmanpazarı çevresinden göç alır. Köyün kurulduğu yerin bir tepe üzerinde olması ve bu tepeye eskiden katır bağlandığından “Katırtepe” denildiğinden köye de “Katırtepe” adı verilir. Sonra da bu isim beğenilmeyerek köyün adı “Şirinköy” e dönüştürülmüştür.

Tokatkırı Köyü;  1852 yılında, Kafkasya’dan göç eden Adige (Çerkez) göçmenler tarafından, Ahmet Paşa’nın çiftliği satın alınarak kurulmuştur. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra yoğun baskılar sonucu, Bulgaristan’ın Zağra-i Atik, Tırnova kasabası ışıklar köyü, Şumnu kasabası Koşukavak köyü, Filibe kasabası Rahuva ve Pabuççular Köyleri ile Lofça, Varna Kasabaları ve Yunanistan’ın Gümülcine Kasabalarından gelen Muhacırlar ile köy bugünkü konumunu almıştır. Yerleşim biriminin kurulduğu yer  “kır bir alanda olmasından ve tarla, bahçe kapısı” anlamında köye de “Tokatkırı” adı verilmiştir.

Yanıçköy;  17. Yüzyılda bölgeye olan Türk göçü ile çevreye gelen ve göçebe olarak yaşayan, 10 hane civarında Yörük gurubu tarafından, 1685 yılında kurulmuştur. Önceleri köyün doğusundaki çay boyuna kurulan yerleşim birimi eşkiyalarca sık uğranılıp soyulmuştur. Sonuçta, eşkıya baskınlarının birinde köy yakılır ve bugünkü yerleşim biriminin olduğu yere taşınılır. Kurulan köye de eski köyün yanmasından dolayı “Yanıç” adı verilmiştir.

Yeniceköy;   Eski bir Rum köyüdür. Önceki adına kayıtlarda rastlanmamaktadır. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılara dayanamayan ve 1893 (Rumi 1309) yılında, Bulgaristan'ın Pravadi, Osmanpazarı, Totrakan, Razgrat (Hazargrat) ile Kosova-Prepol ve Kırım'dan anavatana göç eden muhacirler de bu köye yerleştirilir. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Balkanlarda yaşayan Türkler ile Türkiye'de yaşayan Rumların değişimi sonucu, 1925 yılında Yunistan'ın Selanik Kasabası Florina Köyü ile Dedeağaç Kasabası Sofular Köyü'nden, gelen Türk göçmenlerin bu köye yerleştirilmesiyle "yeni kurulan köy" anlamında "Yenice" adı verilir.

Yenimahalle Köyü;  1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, baskılara dayanamayarak, Bulgaristan’ın Razgart Kasabası Doğandere Köyü ile Aydos, Osmanpazarı, Şumnu ve Rusçuk Kasabaları çevresinden anavatana gelen muhacırlar, önce Hacıpehlivan köyü mezarlığının batısındaki Sıtmapınar denilen yere, Doğandere adlı bir köy kurmuşlardır. Bu yerleşim yerinde su sorunu ile karşılaşınca, 1882 yılında bugünkü yerin bol suyu ve hayvancılığa uygun olması nedeniyle önce 3-4 hane buraya yerleşir. Diğer ailelerinde bunları izlemesiyle yeni bir köy kurulur. Kurulan bu yeni köye de “Yenimahalle” adı verilmiştir.

Yolindi Köyü;   1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, 1878 yılında, Bulgaristan’ın Filibe Kasabası Naresçan Köyü’nden kaçak olarak gelen ve Pomak olan Süleyman Pehlivan, çevreyi beğenerek, akrabası olan 12 pomak aileyi getirerek, yeni yerleşim birimi kurmuşlardır. Kısa süre sonra da aynı çevreden önce 7 hane Pomak göçmeni daha gelir. Sonra da başka Pomak göçleri ile 1886 yılında, köy konumuna ulaşır. Çevre dağlık ve ormanlıktır. Ancak, “köyün kurulduğu yere her tepeden yol indiğinden bu yeni kurulan köye de “Yolindi” adı verilmiştir.

Yukarıdemirci Köyü;  1861 yılında, çevrede göçer olarak yaşayan, 8-10 hane Yörük tarafından kurulmuştur. Daha sonra da 1877-78 Osmanlı- Rus Savaşından sonra da yapılan baskılara dayanamayarak, Bulgaristan’ın Şumnu kasabası, Eskiköy ile Sırtmahalle köylerinden gelen 10 hanelik muhacır gurubu, İzzet Bey’in çiftliğini satın alarak köylerini kurarlar. Önceleri köyün kuzeyinde demircilik yapan bir yerleşim birimi olan, köye “Demirci” adı verilir. Ancak, aynı yörede ikinci bir isimle başka bir köy kurulunca, köyün adı “Yukarıdemirci” olarak değiştirilmiştir.

 


Kaynak;

BİGA (Pegai) - Engin GÜRSU